MİLLİ MÜCADELEDE DENİZDEN GELEN YARDIMLAR


Açıklama: Fırtınalı bir yolculuktan sonra, 19 Mayıs’ta sağ salim Samsun’a ulaşan Mustafa Kemal Paşa oradan Havza’ya geçer ve 22 gün bir otelde kalır.
Kategori: İNEBOLU
Eklenme Tarihi: 13 Mayıs 2019
Geçerli Tarih: 18 Ağustos 2019, 09:31
Site: Yeni İnebolu Gazetesi
URL: http://www.inebolugazetesi.com/haber_detay.asp?haberID=1509


Fırtınalı bir yolculuktan sonra, 19 Mayıs’ta sağ salim Samsun’a ulaşan Mustafa Kemal Paşa oradan Havza’ya geçer ve 22 gün bir otelde kalır. Buraya kadar gelen Rus heyeti ile görüşür. Heyet Başkanı Rus Generali Budiyeni, Bolşevik Rusya’nın silah, cephane ve para yardımını vadedip ortak düşmanları itilaf devletlerine karşı birlikte mücadele etmeyi teklif eder. En sonunda ağzından baklayı çıkartır ve nasıl bir devlet kurmak istediğini Atatürk’e sorar: O da:

“Sovyetlerin Şuralar Cumhuriyeti’ne benzer bir hükümet tarzı” diye cevap verir.

Cevat Abbas’ın sonradan anlattığına göre, Rus Generali:

“Padişahlığı ve Hilafeti lağvediniz. Kominizmi ilan ediniz. Biz de size her türlü yardıma hazırız.” diye sözlerine devam eder.

Mustafa Kemal Paşa, Rus General’in sözlerine karşılık:

“Bu işler sandığınız kadar kolay değildir. Hele bir harbi kazanalım, ondan sonra oturur konuşuruz, diyerek diplomatik bir dille cevap verir.  

Mustafa Kemal Paşa, padişaha meydan okuduktan sonra Rus yardımları gelmeye başlar.  Devamında Padişahlık ve Hilafet kaldırılır, ama Kominizm getirilmez.

Daha sonra Mareşal Fevzi Çakmak’a bu olay sorulduğunda Mustafa Kemal Paşa’nın kendisine:

“O zaman bir sırat köprüsü geçmek zorunda idik,demiştir.

Havzadaki bu olay bir tek kaynak tarafından kaleme alınmış, ikinci bir kaynak tarafından doğrulanmamıştır. (Kaynak: Hüsamettin Ertürk)

***

1920 yılı Mayıs ayında Bekir Sami Bey’in başkanlığında Moskova’ya giden bir heyet Lenin’le görüşmüş ve yapılan anlaşmadan sonra Rus yardımları İnebolu üzerinden Ankara’ya ulaştırılmıştır.

Buhara Cumhuriyeti’nin ilk ve son Cumhurbaşkanı Osman Kocaoğlu, çağrı üzerine 1920 yılında bir heyetle Moskova’ya gelir. Kremlin Sarayı’nda Lenin ile temaslarda bulunur. Bekir Sami Bey’in Türkiye adına yaptığı taleplerden söz eden Lenin, altın paranın kendilerinde yeterli miktarda olmadığına, ayrıca gönderilecek silah, cephane ve harp gereçleri ile ilgili olarak yol ve nakliye sorunlarına değinir. Osman Kocaoğlu, kendilerinde yeterince altının olduğunu,  Kafkaslardaki halkı Müslüman olan cumhuriyetlerle anlaşarak yol ve ulaşım sorununun çözülebileceğini söyler.

Buhara Türk Cumhuriyeti’nde (Bugünkü Özbekistan) Emir Timur döneminden kalma altın paralar vardır. Buhara bir Çarlık Rusyası Eyaleti (Beyliği) olmasına rağmen idarî ve malî işlerde bağımsızdır.

Buhara’ya dönen Osman Kocaoğlu, Türkiye Türklerine yapılacak yardımı meclise sunar. Buhara Cumhuriyeti Meclisi itirazsız, oy birliğiyle, coşkulu tezahüratla ve alkışlarla söz konusu paranın verilmesini kabul eder. Belirledikleri 100 milyon rublelik altın yardımını yapabileceklerini Lenin’e bildirirler. Altınlar tren yoluyla Moskova’ya gönderilir. Ankara’ya yetiştirilmek üzere Rus hazinesine teslim edilir. Çünkü başka bir yol yoktur.

Bu paranın 10 milyon rubleye karşılık gelen kısmıyla silah ve cephane, 10 milyon ruble tutarında da  altın, parça parça çeşitli gemi ve denizaltılarla gönderilir. 59 milyon Türk lirasına karşılık gelen bu paranın tamamı Türkiye’ye gelseydi, Türk ordusunun bütün ihtiyacı karşılanmış olurdu.

Kaynak:Prof.Dr.Timur Kocaoğlu.(Ülkemizin değerli akademisyenlerinden Prof. Dr. Timur Kocaoğlu, Osman Kocaoğlu’nun oğludur.)

Bu konuda görüş belirten yazılı kaynakların bazıları da Rusya’nın vadettiği yardımı bölerek parça parça gönderdiğini ancak sözünü yerine getirip  getirmediği konusunda farklı düşüncelere sahiptirler..

***

O günlerde İnebolu’da yaşayan Nurettin Peker kitabında altın dolu sandıklardan bahseder ve gördüklerini şöyle anlatır:

-İki Rus denizaltısı İnebolu limanına gelmişti. Büyük olanı biraz açıkta bekliyordu. Küçük olanı ise Patriyos altına kadar indi. O sırada denize girenlerden bazı çocuklar ve Katip Ahmet Efendi yüzerek merak ettikleri denizaltına yaklaştılar ama denizaltına çıkmalarına müsaade edilmedi. Bir sandal geldi ve gizlice altın dolu sandıkları karaya çıkarttı, sandıklar hiç bekletilmeden Ankara’ya gönderildi.

Türk İstiklal Savaşı boyunca Rusların silah ve cephane yardımı

Türk resmi kayıtlarına göre Rusların silah ve cephane yardımı:

·        37.812 adet tüfek,

·         324 adet ağır ve hafif makineli tüfek, 44.587 (sandık) mermi;

·        66 adet top, 141.173 adet mermi

Rus resmi kayıtlarına göre Türkiye’ye yapılan silah ve cephane yardımı:

·        39.275 adet tüfek,

·        327 adet makineli tüfek,

·        54 top,

·        62.986 adet tüfek mermisi,

·        147.079 adet top mermisi,

·        1000 atımlık top barutu,

·        4000 adet el bombası,

·        4000 şarapnel mermisi,

·        1500 kılıç ve 20.000 gaz maskesi.

Ayrıca  Rus yardımlarına karşılık, talep üzerine Türkiye’den Rusya’ya buğday gönderilmiştir.

***

İstanbul’dan gelip İnebolu’dan Ankara’ya geçen bir yazar olan Enver Behnan Şapolyo kitabında şunları yazmıştır:

“Kağnı kolu başkanı olarak Ecevit de bir hana vardık. Ecevit sanki bir Tanrı cenneti. Kel İsmail Ağa meşhur bir çorba yaparmış. Bizde içtik. İsmail Ağa:

-Nereden gelip nereye gidiyorsun, diye sordu. 

-İnebolu’dan geliyorum. İnönü cephesine cephane taşıyorum, dedim.

İsmail Ağa:

-Oğlum biz neden böyle zayıf düştük, biliyor musun, dedi.

-Nedenmiş, dedim.

Sözlerine devam etti:

-Süveyş kanalı açıldı. O açılana kadar ticaret yolları buradan geçerdi. Bu kanal açılınca ticaret yapanlar buradan geçmez oldu. Biz de, Müslüman âlemi de fakir düştük.

-Peki şimdi ne yapmak lazım, dedim.

Bir ah çekerek:

-Ticareti elinde tutanlarla iyi geçinmek lazım, dedi.

Ben, Ruslarla dost olduk, deyince.

-Rus’a kulak asma. Şimdilik dostuz ama sonunu düşünmek lazım. Mustafa Kemal akıllı bir adam, o işini bilir, diye sözlerini bitirdi.

-Bu ihtiyarın görüşlerine hayran kaldım. Tam bir halk filozofu idi.

*** Ne demişler… Tarih tekerrürden ibarettir. Mutlaka ders almak lazım.

                                                                                Mustafa Sıtkı FAKAZLI

                                                                               Yerel Tarih Araştırmacısı

                                                                                          Diş HEKİMİ