ÖMER SEYFETTİN İNEBOLU'DA


Açıklama: Tarih araştırmaları devam ettikçe yeni isimler ortaya çıkmaya devam ediyor.
Kategori: İNEBOLU
Eklenme Tarihi: 27 Temmuz 2019
Geçerli Tarih: 20 Kasım 2019, 10:56
Site: Yeni İnebolu Gazetesi
URL: http://www.inebolugazetesi.com/haber_detay.asp?haberID=1546


Tarih araştırmaları devam ettikçe yeni isimler ortaya çıkmaya devam ediyor.

Ömer Seyfettin, Balıkesir Gönen’de 28 Şubat 1884'de doğar. Asker olan babası iyi bir eğitim alması için 4 yaşında okula verir. Babası  Yüzbaşı Ömer Şevki Bey İnebolu Askerlik Şubesine tayin olur. 1891 yılında İnebolu’da yeni askerlik şubesi yapılmış ve hizmete açılmıştır. Yeni askerlik şubesinin ilk reisi Yüzbaşı Ömer Şevki beydir. Bu gün İstiklal yolu adını verdiğimiz yol üzerinde Yeniyol İlkokulu'nu geçtikten sonra az ileride iki katlı bir ahşap ev tutarlar. Babası çok disiplinli tam bir askerdir. Bu disiplin Ömer Seyfettin'de iz bırakır ve yazdığı kitaplara da yansır. İnebolu’da da okula yani o günkü adıyla Mektebi-Osmaniye’ye kaydolur ve orada okur. Devamında Yeniyol Okulu ve Tığlılar Mektebi adını alan  ilkokul, zaten evlerine yakın Şube yolu üzerindedir. Geçirdiği yangın sonrası sokakları cetvelle çizilmiş gibi yeniden yapılan mamur hale gelmiş İnebolu’da geçirdiği bir çok hatıraları vardır. Yazdığı kitaplarının satır aralarında bunları araştırıp bulmak gerekir.

İnebolu’nun kestanesinden yapılan “ababara”yı çok yer. İslam Tepesinden getirilen kar marifetiyle yapılan dondurmayı çok sever. Hatıpbağında yetişen domatesin, biberin tadını daha sonraki yıllarda da unutmaz. Birçok arkadaşı olur. Onlarla çember çevirir, çelik çomak oynar. Oyun arasında eve gelir, annesinin hazırladığı terayağı ve pekmez sürülmüş bir dilim ekmeği afiyetle yer ve oyuna kaldığı yerden devam eder.

İnebolu’da bir yıl kaldıktan sonra babası Ayancık'a tayin olur. Ayancık'ta ve annesiyle birlikte gittiği İstanbul'da Aksaray'daki Mekteb-i Osmaniye'ye devam eder. Eyüp'teki Baytar Rüşdiyesi'ni bitirir.

Asker çocuğu olduğu için Kuleli Askeri İdadi'sine yazılır (1893). Öğrenimini Edirne Askeri İdadisi'nde tamamlar. Daha sonra İstanbul'da Mekteb-i Harbiye'ye gelir.

Piyâde mülâzımı sânisi rütbesiyle buradan mezun olur. Teğmenlikle İzmir'de (1903-1910), sonra üsteğmen olarak Rumeli'de görev yapar (1908-1910).

Askerlikten ayrılıp Selanik'e gelir. Genç Kalemler dergisinde yazmaya başlar.

Balkan Savaşı'nda tekrar subay olarak orduya döner. Yunanlılar'ın elinde 1 yıl esir kalır. Esareti sırasında öykü yazmaya devam eder. Bunları Halka Doğru, Türk Yurdu ve Zakâ dergilerinde yayınlar. İstanbul'a dönünce, ordudan ikinci kez ayrılır.

Ölümüne kadar Kabataş Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yapar.

6 Mart 1920 tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir. Gönen’de doğan Ömer Seyfettin’e Gönen halkı sahip çıkar. 2012 yılında heykelini dikerler. Gönen Belediyesi bir ev satın alıp onun adına düzenler ve bir müze kütüphane yaparlar. Ölümünün 100 yılı olan 2020 için hazırlıklara başlarlar. Gönen Kaymakamlığı, Gönen Belediyesi, Gönen Sevenler Derneği bir çalıştay düzenlerler. 2020'de tüm Türkiye’de düzenleyecekleri Ömer Seyfettin’i anma etkinlikleri kapsamında görev dağılımı yaparlar. Kitap yazmak üzere değerli öğretmen ve yazar SALİM NİZAM görevlendirilir. Bu tür konulara duyarlı arkadaşımız AHMET ÇEÇEN vasıtasıyla bana ulaşır. Davetim üzerine İnebolu’ya geldi ve görüştük. Pazartesi akşam saatlerinde ve yağmur olmasına rağmen arabayla kısa bir İnebolu turu yaptık, yer ve mekan gösterdim. Devamında gece 12.00'ye kadar bilgisayardan eski resimler üzerinden çalıştık. Ertesi sabah Kent Müzesini gezdikten sonra İstiklal yolundan Şubeye kadar yürüdük.

İstiklal Yolu üzerinde, Abdurrahmanpaşa İlkokulu, Oğuz Atay’ın doğduğu ev, Un Fabrikası, Gabak Gavur Gonağı, Değirmen, Türbe, Aşı boyalı İnebolu evleri, Yumurtacı Kadının taş evi, Yeniyol İlkokulu, Ömer Seyfettin’in kaldığını düşündüğümüz ev ve sonunda Askerlik Şubesi hakkında bilgi verdim. Değerli yazarımız Salim Nizam da bu gezinin çok faydalı olduğunu, iyi ki İnebolu’ya geldiğini, görmeden yazması halinde birçok şeyin eksik ve hayali olacağını söyledi. İnebolu’da Oğuz Atay örneğinde olduğu gibi Şube yolu üzerinde yaşadığı bir evi onun adına düzenleyip Askerlik Şubesinde onun kitaplarının da olduğu bir köşeye kütüphane yapılması fikri ikimize de hoş geldi. Çok memnun oldu. Bizler de bu bilgi alışverişinden çok mutlu olduk. Bu sayede İnebolu’yu ait bir değerin ismini ortaya çıkarmak nasip oldu. Kitap çıktığında seneye görüşmek üzere ayrıldık.

İnsanlarla paylaşacak birçok eserimizin olduğunu, her gün bir yenisiyle karşılaşmaktan şaşkına dönüp, zevk aldığım bu günlerde İnebolu ile ilgili çalışmaları tek başıma yapmamın yeterli olmadığını düşünüyorum. Gönen Belediyesi'nin yaptığını bizler de yapalım. Belki bize göre hikayesi az olan yerlerin bile, memleketlerinin tanıtımı için neler yaptığını gördükçe kendi adıma utanıyorum. Halbuki iş işten geçmeden bu bilgi ve arşivim kaybolmadan kalıcı eserler meydana getirebiliriz. Tabii ki bu hep birlikte sahip çıkmakla olur. İnebolu’nun tarihine ve kültürüne duyarlı, bu işe zaman ayırabilecek hemşehrilerimle birlikte olmak istiyorum. Lütfen beni yalnız bırakmayınız.

Herkese geçmişimizden ders almış güzel günler diliyorum.

Mustafa Sıtkı FAKAZLI

Diş Hekimi

Yerel Tarih Araştırmacısı