İNEBOLU'YA ÖZGÜ LAKAPLAR


Açıklama: Halkımızın ince hiciv ve zengin benzetme kabiliyetlerinin bir tezahürü olan lakaplar, kimseyi rencide etmek ve ya onunla alay etmek düşüncesiyle takılmış değildir.
Kategori: İNEBOLU
Eklenme Tarihi: 17 Şubat 2017
Geçerli Tarih: 17 Ekim 2017, 23:24
Site: Yeni İnebolu Gazetesi
URL: http://www.inebolugazetesi.com/haber_detay.asp?haberID=848


Halkımızın ince hiciv ve zengin benzetme kabiliyetlerinin bir tezahürü olan lakaplar, kimseyi rencide etmek ve ya onunla alay etmek düşüncesiyle takılmış değildir. Lakaplar belirli kriterler esas alınarak ,kişilerin mesleği ile ilgili olabildiği gibi, fiziki durumları ve karakterlerini ön plana çıkartan meziyetler esas alınarak da takılabilir. Bunların yanın da kişinin başından geçen bir olay da lakap takma da etkili olabilmektedir.

Lakapların diğer bir özelliği ise takılan lakapların kısa sürede o çevrede yaşayanlarca benimsenerek kullanılır hale gelmesidir. O kişi artık istese de istemese de takılan lakapla anılır. Kişiler bazen takılan lakaplarına da karşı çıksalar da, lakaplarına karşı tepki gösterseler de sonucu değiştiremeyeceklerini anlayınca durumu benimsemek zorunda kalırlar.

YİĞİT NAMIYLA ANILIR sözünün etkisi ile insanlar lakabıyla yaşamaktan zevk alır hale gelmişlerdir.

İnebolu da kullanılan lakapları araştırdığımda çoğu yöre de kullanılmayan İnebolu’ya özgü lakaplarla karşılaşıp arasından seçtiklerimi okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

Donubüyük – Cimpakla – Kırtıl – Şaddatlu – Kölemen – Battal – Cöge – Örüklü – Dölü – Cıcık  - Karagülle – Girinti – Karapatlak – Zembilli – Mıcık – Tongel – Şapkacı -  Sübyancavuş – Kolukısa – Habile – Şalgam – Soğangöz – Şipkopca – Dudağıyarık    gibi,

İnebolu’ya has lakaplarımızı rahmetli şairimiz Ömer YILMAZ’ın anlatımıyla uzun yıllar önce Yeni İnebolu Gazetesi’nde yayımlanan lakaplar şiirini tekrar okuyucularımla paylaşıyorum.

Tamamını saysam bir çok sayfalar kaplar,

Bizim İnebolu’da ne ilginçtir lakaplar.

Hala hatırdadır hepsi bırakmış iz de,

Deveci, Kaba, Mihri hep lakap olmuş bunlar bizde.

Benim nesil hatırlar unutmuştur pek azı ,

Bahçeli kahvesiyle çeşmedeki Marazı.

Lakaplar nasıl geldi, çoğu bilmezler bile,

Donubüyük, Tırmandı, Hallem, Battal, Habile,

Muhakkak hepsinde ayrı bir mana saklı,

Kafakoloz ve Zala, Karagülle, Kabaklı.

Unuttuğum da  pek çok elbette bu arada,

Tahta bıçak herhalde olacak Avara’da.

Esas adı hiç geçmez ona Mıcık derlerdi,

Üç hanımla gül gibi geçinip giderlerdi

Çoğunda baca tütmez yalnızca kalmış adı,

Çakıltaşının acep bugün var mı ahvadı.

İnebolu’ya ait ne ince buluşlardı,

Civilcivil Ahmet’le Çıtak ve Matak vardı.

Düşündükçe dizilir sıralanır alt alta,

Kömüşoğlu, Kurtoğlu, Maydalak, Delibalta.

Şeytana ders okutan nice akıllı Veli,

Muziplik olsun diye lakabı olmuş deli.

Hepsi göçüp gitmişler peşte bırakıp acı,

Hani Zenbilli, Topuz, Soğangöz, Yaygaracı.

Cak Sali, Kozak Sali, daha pek çok dolu da,

Salihler Salihler hep Sali’dir bizim İnebolu’da.

İşte dünü yaşadık onlarla, buydu gayem,

Zengin Cavuş, Varyemez, Deveci, Şipkopca, Toktok, Aye.

İnce Memed, Dolmacı, Köle, Zımbır, Cimpakla,

Bari keselim artık bitmeyecek saymakla.

Geride kalanları olsunlar mutlu esin,

Göçüp gidenlere de Allah rahmet eylesin.