Hayatta herkesin bir meşguliyeti vardır. Kimisi işine, hedeflerine ve üretmeye odaklanır; kimisi ise insanlarla uğraşmayı, dedikodu yapmayı veya başkalarının hayatına karışmayı bir uğraş haline getirir. “İşiyle uğraşır koşturan insan, kişiyle uğraşır boşduran insan” sözü tam da bu gerçeği anlatıyor.
Başarıya ulaşan insanlara baktığımızda hepsinin ortak bir yönü vardır: Üretkenlik. Onlar zamanlarını en iyi şekilde değerlendirir, kendi işlerini geliştirir, hedeflerine ulaşmak için çabalarlar. İş dünyasında, sanatta, sporda ya da herhangi bir alanda başarılı olan insanlar, başkalarının ne yaptığıyla vakit kaybetmek yerine, kendi yollarına odaklanırlar.
Diğer tarafta ise bir de “boşduranlar” vardır. Bunlar başkalarının hayatını konuşan, başkalarının hatalarına veya eksikliklerine odaklanan, kendi gelişimine katkı sağlamayan insanlardır. Dedikodu yapmayı, eleştirmeyi ve başkalarının işine karışmayı severler. Onlar için bir şey üretmektense, başkalarının başarılarını küçümsemek daha kolaydır. Oysa gerçek başarı, başkalarını eleştirerek değil, kendini geliştirerek gelir.
Bu yüzden, gerçekten ilerlemek isteyen herkesin kendine sorması gereken kritik bir soru var: Ben işimle mi meşgulüm, yoksa başkalarının hayatıyla mı? Eğer günün sonunda kendi gelişiminiz için ne yaptığınızı cevaplayamıyorsanız, belki de zamanınızı yanlış şeylere harcıyorsunuzdur.