İnebolu’muzun bağrından çıkmış önemli simalardan biri hatta en önemlisi, Oğuz Atay’dır, bana göre. O bir romancı. Hatta roman dili ve örgüsüyle psikolojik, sosyal ve tüm toplumsal meselelere derinliğine değinen toplum mühendisi… Her şeyden önce Türk romanına yenilik sunmuştur. O’nun “Tutunamayanlar” başlıklı romanı bir zirvedir. Bana kalırsa “Tutunamayanlar” romanı “ruhun romanı”dır, hatta ruhun haritasıdır.
Kimi Marksist ve materyalist çevrenin onu sahiplenme gayreti boşunadır. Eserlerinin kahramanları intihar eder. Bir bunalım, bir burandır Oğuz Atay romanları. Peki, neyin buhranı?
Çevresiyle, toplumuyla daha doğrusu çağdaş dünya ile uzlaşamamanın, madde âlemine sığmayan ruhun buhranı… Aynı sebebe maruz kalan yığınların, Oğuz Atay romanlarındaki kahramanların buhranını yaşamıyor görünmesinin sebebi, farkında olmamaları, narkoz tesirinde kalmaları…
Oğuz Atay batı mamulü hâkim uygarlığa karşı olması gereken tepki ve isyanın adıdır. Bu yüzden O’nu iyi okumak ve anlamak gerekir.
Çağdaş uygarlık her şey gibi “insan”ı yeniden tanımladı ve onu tahtından etti. Tahtından edilen insan (ruh) haklı bir başkaldırıya yöneldi. İstediğini elde edemeyince kurtuluş olarak intiharı seçti.
Maalesef asıl verimli olacağı bir döneme erişemeden genç yaşta aramızdan ayrıldı.
Oğuz Atay romanları üzerine yeterince titiz etütler, araştırmalar, yorumlar yapıldı mı yahut yapılıyor mu bilmiyorum. Bana kalırsa maalesef yapılmadı. En azından yeterince yapılmadı.
Atay, Batı Avrupa ülkelerinin birinde yazsaydı hiç şüphesiz dünyaya tanıtılırdı.
İnebolu Oğuz Atay ile ne kadar öğünse yeridir. İnşallah Oğuz Atay’ın eserlerini edebi ve fikrî yönden inceleyip ortaya koyacak kalem sahibi de bir İnebolulu olur. O kıymetli şahsın ben olmayı çok isterdim.